Koleksiyon Hakkında

Türkiye, Cumhuriyet Dönemi'nin ilk yıllarında sosyal ve ekonomik hayatı düzenleyen yeni uygulamalarla birlikte, kültür ve sanat alanında gündeme gelen değişim hamleleriyle daha yeni ve çağdaş bir görünüme kavuşmuştur. Söz konusu değişimlerin bir bölümü, batılılaşma çabaları dahilinde kurumsallaşma sürecini devam ettiren plastik sanatlar alanında gerçekleşir. Sivil kökenli ilk ressamlarımızın etkin kimlikleriyle devreye girdikleri bu alanda yaşananlar, öncelikle “memlekete yaşayan (Batılı) sanat anlayışını yaymak” amacındadır. Atatürk devrimlerinin yarattığı coşkuyla da bütünleşen bu dönüşümün, köklü sanat algısını hızla değiştiren bir güce sahip olduğunu söylemek doğru olacaktır. Bu bakımdan Cumhuriyet Dönemi'nin ilk yıllarında özellikle merkezi idare tarafından yönlendirilen kültür ve sanat üretimini teşvik eden projeler, politikalar birbiri ardına devreye girmiştir. Bir proje olarak öngörülen “devlet kurumlarının sanata teşvik bağlamında sanat koleksiyonu oluşturmaya özendirilmesi” olayını da bu kapsamda değerlendirmek olasıdır. Özellikle ekonomik hayatı biçimleyen devlet kurumlarının bu uygulamaya ilgi duymalarını, “kültür ve sanat ürünlerinin aynı zamanda üretildikleri döneme ilişkin tarihsel, sosyal ve kültürel koşulları; yine döneme egemen olan görsellik algısı üzerinden belgeledikleri” gerçeği düşünüldüğünde önemsemek gerekir.

Dolayısıyla, henüz Cumhuriyet’in ilk yıllarında gündeme gelen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının sanat koleksiyonu oluşturma düşüncesi, sanata ve sanatçıya sağlayacağı destekle beraber ülkenin sanat birikimini kayıt altına alma girişimi olması bakımından da öne çıkan bir harekettir. 1930’lu yıllarda Halil Paşa, İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi Türk resminin ayrıcalıklı isimlerine ait yapıtlarla başlayan bu çalışmalar, koleksiyon oluşturma konusunda sahip olunan kararlılığın zaten açık bir göstergesidir. Aynı şekilde, Şeref Akdik, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Zeki Faik İzer, Sabri Berkel ve Mahmut Cûda gibi etkinlik süreçleri 1970’li yıllara ulaşan önemli isimleri takip ederek  Adnan Çoker, Devrim Erbil ve Neş’e Erdok gibi özgün tavırlar üzerinden günümüze, yani güncel arayışları temsil eden Kemal Önsoy, Mithat Şen ve Selma Gürbüz’e dek ulaşan, bir çeşitlilik içinde ülkemizin görsel kültürüne tanıklık eden “güçlü bir bellek” artık karşımızdadır. Bu yapıtlar üzerinden Türk plastik sanatlarının 1900’lerden günümüze gelen bir zaman diliminde geride bıraktığı olayları, anlayışları, grupsal hareketleri veya önemli değişiklikleri yansıtan pek çok değerlendirmeyi yapma olanağı mevcuttur. Söz gelimi, koleksiyon üzerinde yapılacak olan çalışmalarla dış dünyayı kavrama odaklı bir iradeyi karşılayan izlenimci duyarlıktan, zaman içinde gelişen bilinç niteliği eşliğinde yeni, özgün ve çağdaş denemelere nasıl ulaştığımızı da ayrıca gözlemlemek mümkündür.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının son yıllarda ayrı bir önem verdiği sergi ve yayın etkinliklerinde açıkça görüleceği üzere "Sanat Koleksiyonu" iki ana düzlemde ele alınmaktadır. Cumhuriyetimizin ilk yıllarıyla başlayan süreç, daha çok izlenimci, ekspresyonist, kübist ve konstrüktivisit yönelimleri içerecek bir şekilde 1950’li yıllara dek getirilir. Bu ilk dönem daha çok batılılaşma etkisinde kalınan genel bir çerçeveden Türk sanatının kurumsallaşma çabaları ve özgün kimliğini araştırma hikayelerinden ibarettir. 1950’li yılları 2000’li yıllara getiren süreç ise ikinci ana düzlemi oluşturur. Soyut ve soyutlama denemelerinin açtığı yolda yeni ve deneysel atılımları özgün sonuçlara taşıyan bu verimli dönem tüm canlılığıyla devam etmektedir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Sanat Koleksiyonu genel yapısı itibarıyla Nejad Devrim, Selim Turan, Burhan Doğançay, Erol Akyavaş ve Ömer Uluç gibi çok sayıda isimden de anlaşılacağı üzere, Türk resim sanatının gelişimini ve ulaştığı düzeyi en iyi yansıtan koleksiyonlardan biri durumundadır. Bu niteliğiyle koleksiyon, çağdaş Türkiye’nin sahip bulunduğu görsel kültürün zenginliğine de ayrıca işaret etmektedir.